DOLAR 32,9783 0.24%
EURO 35,3406 -0.09%
ALTIN 2.466,82-0,10
BITCOIN 20157370,26%
İstanbul
25°

AÇIK

17:12

İKİNDİ'YE KALAN SÜRE

  • ENSONHABER
  • EXPRESS
  • ENSONHABER
  • EXPRESS
  • ENSONHABER
  • EXPRESS
  • ENSONHABER
AKP döneminde yaşanmış akıl donduran olaylar

AKP döneminde yaşanmış akıl donduran olaylar

AKP döneminde birçok skandal yaşanmış olsa da bunlar arasında öne çıkan bazıları var. AKP döneminde Türkiye'de meydana gelen ve akıllara durgunluk veren skandallardan bazılarını derledik..

ABONE OL
2 Nisan 2024 13:58
AKP döneminde yaşanmış akıl donduran olaylar
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Neredeyse 20 yıla yakın bir zamandır ülke yönetimini elinde bulunduran AKP döneminde bir çok önemli gelişme yaşandı. Bunlar içerisinde iyi gelişmeler de oldu kötü gelişmeler de.

Ancak yine AKP döneminde yaşanıp ne iyi ne de kötü diye niteleyebileceğimiz olaylar da yaşandı. Bunlar nitelik olarak “kötü” tarafta olmasına rağmen, sadece “kötü” demek biraz hafif kaçar.

AKP döneminde yaşanmış ve “kötü”nün seviye atlamış hali olan bu olaylara “skandal” da diyebiliriz. Bu skandalların ortak özelliği “yok artık, bu kadar da olmaz” dedirten cinsten olaylar. Ancak bu tür skandallar son yıllarda o kadar normalleşti ki Türkiye’de insanlar hiçbir olaya “yok artık, bu kadar da olmaz” diyemiyor.

İşte toplumumuzun skandallara bu derece alışık hale gelmeden önce maruz kaldığı AKP skandallarından birkaç tanesi…

1- Mehmet Ali Birand’ın “Başkanlık sistemi gönlümde yatıyor” demedim diyen Erdoğan’la imtihanı (2011)

Tarih 6 Haziran 2011. FETÖ’nün cemaat olarak bilindiği ve AKP-cemaat tabanının bir olduğu zamanlar… HSYK, polislik sınavları, üniversite giriş sınavları ve KPSS gibi sınavlara ait soruların cemaat tarafından çalındığı ama kimsenin bundan haberdar olmadığı yıllar… Ülkede her şey hâlâ çok iyi işliyor gibi.

1 dolar 1.55 lira seviyesinde. Türk Lirası uluslararası arenada mağrur ve alımlı bir edayla gönlünce gezip tozuyor. DHA hâlâ Doğan Haber Ajansı… Usta gazetecilerden Mehmet Ali Birand, Kanal D ekranlarından 32. gün programını yapıyor.

Medyayı henüz ele geçiremeyen Erdoğan, katıldığı televizyon programlarında hazırlanmamış olduğu gerçek sorularla yüzleşebiliyor. Böyle bir ortamda, 6 Haziran 2011’de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Mehmet Ali Birand’ın konuğu oluyor.

Bu programda Erdoğan bu aralar ustalaştığı U dönüşleri konusunda yeni yeni tecrübe kazanıyor.

Rahmetli Birand, Erdoğan’a soruyor:

Birand: “Sizin kalbinizde başkanlık sistemi yatıyor (değil mi)?”

Erdoğan: “Gönlümde var. Ama illa bu olacak diye de bir direncim yok. Milletin takdiri…

Birkaç dakika sonra program araya giriyor. Aradan sonra Birand Erdoğan’ın az önce dediği sözleri tekrar ediyor. Muhalif medyaya yüklenen Erdoğan’a manşet beğendirmeye çalışıyor: “Erdoğan net konuştu. ‘Gönlümde başkanlık sistemi var.’

Erdoğan: “Ben öyle bir şey demedim!

Birand: “Aaaaaaaaaaaaaaaaa

Devamını aşağıdan izleyelim.

2- Yolsuzluk ve Rüşvet Soruşturması: 17-25 Aralık iddiaları (2013)

Aralık 2013 tarihinde, Recep Tayyip Erdoğan ve ailesi ile Erdoğan kabinesindeki bazı bakanlar ciddi bir yolsuzluk ve rüşvet skandalına karıştığı ile ilgili iddialara dayanan soruşturmalar Türkiye’yi ayağa kaldırdı.

Bu soruşturmanın bir tarafında FETÖ, diğer tarafında Erdoğan ve AKP vardı. Yolsuzluk ve rüşvet iddiaları doğru olmasına rağmen vatandaşların bir kısmı kendisini bu iki kötü arasında seçim yapmak zorunda gördü. Sonuç olarak, bu iki kötünün savaşında vatandaştan destek almayı becerebilen Erdoğan ve AKP güçlenerek çıktı.

Yolsuzluk ve rüşvet soruşturması da bu şekilde bertaraf edildi.

Adı yolsuzluk ile anılan bakanlardan hiçbiri yüce divana gidip de aklanamadı. Bu bakanlardan biri olan Egemen Bağış, Çekya Büyükelçiliği ile ödüllendirildi.

Bu soruşturmalarda adı geçen bakanlardan bir diğeri olan Erdoğan Bayraktar, soruşturmanın kendisiyle ilgili olan bölümü için: “Benim dosyamda ne varsa, hem tapeler doğrudur hem teknik takip doğrudur hem de benim telefon konuşmalarım A’dan Z’ye kadar doğrudur,” açıklamasında bulunarak tapelerin gerçek olmadığı ile ilgili iddiaları çürüttü.

Yine Avukat Celil Çelik, “Erdoğan’ın 17-25 Aralık’taki ‘sıfırlama tapeleri’ doğrudur, bunu ispatladık” şeklinde bir açıklama yaparak Erdoğan ile ilgili yolsuzluk ve rüşvet iddialarının doğru olduğunu duyurdu.

3- “Gerekirse Suriye’ye dört adam gönderir Türkiye’ye 8 füze attırıp savaş çıkartırım” (2014)

Yıl 2014. FETÖ-AKP savaşı ayyuka çıkmış durumda.

Türkiye’nin Suriye’ye ait bir savaş uçağını düşürdüğü günler. Vatandaş savaşa mı gireceğiz diye endişeyle gündemi takip ediyor. Tam bu sırada kamuoyuna bir ses kaydı servis ediliyor. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu ve Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Yaşar Güler arasında bir savaş toplantısına ait olduğu söylenen ses kaydında tüyler ürperten ifadeler geçiyor.

İddiaya göre Suriye’ye savaş açabilmek için nasıl gerekçeler bulunabileceğini tartışan bu isimler, Suriye’ye savaş açmak için Süleyman Şah Türbesi’ne yapılan müdahaleyi bahane olarak kullanmayı tartışıyor.

Ancak Feridun Sinirlioğlu, bu olaydan sonra yine Türkiye içinde bombaların patlayabileceğini de hatırlatarak bu seçeneğin pek de iyi bir fikir olmadığını ifade ediyor.

Yaşar Güler ise ivedi olarak Hakan Fidan’ın desteklenmesini, silah ve mühimmatların muhaliflere ulaştırılmasının gerektiğini belirtiyor.

Davutoğlu’na ait olduğu iddia edilen ses ise “‘Başbakan, ‘Süleyman Şah Türbesi bir imkan gibi değerlendirilmeli bu konjoktürde’ dedi” ifadelerini kullandığı belirtiliyor.

Ses kaydında Hakan Fidan’a ait olduğu öne sürülen sesin ise “Gerekirse Suriye’ye dört adam gönderirim. Türkiye’ye 8 füze attırıp savaş gerekçesi üretirim, Süleyman Şah Türbesine’de saldırtırız” dediği iddia ediliyor.

Bu ses kaydı yayınlandıktan hemen sonra Türkiye’de YouTube kapatıldı.

17-25 Aralık
20 Mart 2014 tarihli Birgün Gazetesi

4- “Türkiye’de Türklere sınav var, ama Suriyeliler üniversiteye sınavsız girer” (2014)

2014 yılında ALJAZEERA televizyonuna mülakat veren Ahmet Davutoğlu, “Türkiye’de üniversiteye girmek çok zordur. Ama Suriyeliler (Türkiye’deki bir üniversiteye) başvurursa üniversiteye (sınavsız) giriyorlar. Girer. İmtihan yapmayız. Türkler’e imtihan yapıyoruz, Suriyeliler’e yapmıyoruz,” diyerek bir skandalı kendi ağzıyla itiraf etmişti.

5- “400 milletvekilini verin ve bu iş huzur içinde çözülsün” (2015)

2015 yılında Cumhurbaşkanlığı görevini yürütmekte olan Recep Tayyip Erdoğan, 7 Haziran 2015 seçimlerine giden süreçte, “400 milletvekilini verin ve bu iş huzur içinde çözülsün” diyerek adeta vatandaşı tehdit etti.

Ancak o dönemde Cumhurbaşkanı’nın bunu diyerek kötü bir şey söylemediği yolunda açıklamalar yapıldı.

7 Haziran seçimleri yapıldı. Seçim sonuçlarına göre, AKP ilk defa hükümet kuracak çoğunluğu elde edememişti. Bu sonuçlar AKP’nin başka bir partiyle koalisyon kurmasını gerekli kılıyordu.

Millet Erdoğan’a istediği 400 milletvekilini vermemişti. Peki şimdi ne olacaktı?

akp 2015 seçimleri
7 Haziran 2015 Genel Seçim Sonuçları

Olası bir koalisyonda 17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturması raflardan tekrar inecek, Erdoğan’a mahkeme yolu gözükecekti.

Bunu göze alamayan AKP, tüm koalisyon ihtimallerini yok saydı. Muhalefet partilerine tek başlarına hükümet kurma şansı bile tanınmadı.

Recep Tayyip Erdoğan uzun süren bir sessizliğe büründü. Bu süreçte MHP lideri Devlet Bahçeli yaptığı açıklamayla erken seçim yapılmasını istedi. AKP’de bu yönde karar aldı ve 1 Kasım 2015 tarihinde seçimlerin tekrarlanmasına karar verildi.

Türkiye 7 Haziran – 1 Kasım 2015 tarihleri arasında adeta tek bir merkezden karar alınmış gibi kaos ve şiddete teslim oldu. Ceylanpınar’da hâlâ fail-i meçhul olan 2 polis şehit edildi. Bu olay çözüm sürecini sona erdiren olay olarak tarihe geçti. Bu olaydan sonra Erdoğan kendi başlattığı çözüm sürecini buzdolabına kaldırdığını duyurdu. PKK ile müzakereden mücadeleye girişilmesinin ardından ülkede kaos ve şiddet atmosferi hüküm sürmeye başladı.

Bu şiddet ve kaos ortamında huzur ve sükunet için AKP’nin tek başına iktidar olması gerektiği yönünde kampanyalar yürütüldü. Sonuç olarak AKP istediğini aldı ve 1 Kasım 2015’te tekrar tek başına iktidara geldi.

6- AKP ve Erdoğan Kürt oylarını alabilmek için Öcalan’a açıklama yayınlatıyor

Türkiye 2019 yılında yerel seçim havasına girmişti. Neredeyse 25 yıldır İstanbul2u elinde tutan Erdoğan tarafı seçim öncesinde İstanbul’u tekrar alacaklarına emindi.

CHP, AKP’nin adayı olan Binali Yıldırım’ın karşısına hiç tanınmayan ve “sıradan” bir ilçe başkanı çıkarmıştı: Ekrem İmamoğlu.

Yılların devlet adamı “koskoca” Binali Yıldırım karşısında bir ilçe başkanının hiç şansı yoktu. Erdoğan cenahındaki düşünce bu yöndeydi.

Oysa Ekrem İmamoğlu çok kısa bir sürede sadece İstanbul’da değil, tüm Türkiye genelinde büyük bir sempati kazandı. İmamoğlu arkasına aldığı halk desteğiyle az bir farkla da olsa 31 Mart 2019 seçimlerini kazandı ve İstanbul’un yeni belediye başkanı oldu.

Ancak elde edilen bu seçim zaferi, AKP’nin YSK üzerindeki etkisi sonucunda iptal edildi. 23 Haziran 2019 tarihinde İstanbul’da seçimlerin tekrarlanmasına karar verilmişti.

AKP 31 Mart’ta Kürt oylarını Ekrem İmamoğlu’na kaptırdığı için seçimi kazanamadığını düşünüyordu. Bu yüzden 23 Haziran seçimleri öncesinde Kürt oylarını alabilmek için özel bir kampanya başlattılar.

HDP ve HDP’nin cezaevindeki eski lideri Selahattin Demirtaş, Kürtler’in AKP karşısındaki aday lehine oy kullanması yönünde açıklamalarda bulunuyordu. Bu nedenle AKP çözümü İmralı Adası’ndaki cezaevinde tutuklu bulunan PKK lideri Abdullah Öcalan’a sığınmada buldu.

AKP ve MHP’nin onayıyla İstanbul seçimi öncesinde Öcalan’a ait bir mektup kamuoyuyla paylaşıldı. Öcalan bu mektupta şöyle diyordu: “HDP’de vücut bulan demokratik ittifak anlayışı güncel seçim tartışmalarına taraf ve payanda yapılmamalıdır. Demokratik ittifakın önemi ve tarihsel anlamı mevcut ikilemlere kendini angaje etmemesi ve şimdiye kadar olduğu gibi seçimlerdeki tarafsız çizgisinde ısrar etmesidir.”

Kısacası, Öcalan MHP ve AKP’nin isteği doğrultusunda, Kürtler’in İstanbul seçimlerinde tarafsız kalmasını ve İmamoğlu’na oy vermemesini istiyordu.

Öcalan’ın bu mektubu AKP ve MHP’nin istediği etkiyi uyandırmadı. HDP bu mektubu yok saydı. Bu yüzden Erdoğan, Öcalan’ın mektupta ne demek istediğini canlı yayında anlatmak zorunda kaldı. Öcalan’ın mektubunun böylece Erdoğan’ın ağzıyla Kürtler’e ulaştırılmaya çalışılması AKP’nin skandallarından bir diğeri oldu.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP